Öncelikle, Jorge Ballantinos’un sertliğiyle dolu sahnesinde mekânın havası aniden ağırlaşıyor; adamların bakışları birbirine saplanıyor, nefesler hızlanıyor. Sert bir kararlılıkla yaklaşan o iri yarak, tam gaz folloşa dalmak için hazır bekliyor. İlk dokunuşlar sert ve acımasız; amcık gıcırdarken adamın elleri hızla tutuyor sımsıkı, içeriye doğru köklüyor adeta. Nefes kesici bir inleme yükseliyor boğazlardan, kıvrılan bedenler birbirine sarılmış, her harekette daha da derine işliyor o devasa yumuşaklıklar.
Derinlerdeki ısırıklarla birlikte sertliği katmerleniyor, dayanılmaz bir arzu yükseliyor göğüs kafesinde. Yarağın uçları amcığın en hassas köşelerini hırpalarken folloşun nefesi düzensizleşiyor; sanki hem zevkten çıldırıyor hem de o yoğun girişe karşı koymaya çalışıyor. Jorke’nin hırıltıları daha da çetinleşiyor, dayamalar ardı ardına geliyor ve bedenler birbirinden kopmadan kavruluyor. Her köklemede amcıktan çıkan küçük iniltiler büyüyerek odanın dört bir yanına yayılıyor.
Gerginlik tavan yaparken bağrış çağrış arasında sertçe saplanmalar devam ediyor; yarak vücudun içinde kaybolmuş, amcığın her deliğine hapsolmuş durumda. Dayak gibi inletmelerle birlikte kimse susmuyor; her ikisi de kendinden geçmiş şekilde, acının ve zevkin sınırlarını zorluyorlar. Sonunda gelen patlama kaçınılmaz oluyor; şiddetle boşalırken yarağın ucundan akan sıcak sıvılar terlemekte olan deriye bulaşıyor. Ardından derin bir soluk alış verişiyle sahne son buluyor; kalan izler ise tutkunun ne denli vahşi olduğunu haykırıyor.