Üstü başı çıplak, teni parıldayan Betsy Blue’nun odaya yayılan keskin kokusu insanın aklını başından alacak cinstendi. Gözleri hafif aralıktı; içinde saklı bir şeyler vardı, belki de sabırsızlık, belki de utancı derinlerde bir yerlerde. İlk dokunuşlarıyla başlayan gerilim, ellerinin vücudunda gezindiği her an biraz daha tırmandı. İnce parmaklarının tenine değdiği yerde ateşler yükseldi; nefes alışları hızlandı, yumuşak dudaklarından çıkan inlemeler havada yankılandı. Odayı saran sıcaklık gittikçe artıyor, neredeyse yanmayı vaat ediyordu.
Ardından sertleşen yarak hızlıca ortaya çıktı. Betsy’nin amcığı sıkışıyor, onun sıcaklığını içine çekiyordu. Her kökleyişte altındaki yataktan gelen gıcırdama sesleri birlikte uyum yakalıyordu. Yarağını derinlere salar ve çekerken Betsy’nin bedeninde ölümsüz zehrin damla damla aktığını hissedebiliyordun. İnce beliyle iterek karşılık verdi; amcığını sıkarak çekiştirdiği o anda tüylerini diken diken eden acayip bir elektrik yayıldı bütün vücutlarına. Dudaklarından çıkan haykırışlar hiç durmadı, üst üste binen nefes kesici inlemeler şiddetle çoğaldı.
Ellerini saçlarının arasına geçirip kafasını yukarı kaldırdı. Daha sert dayandı içine adamın köklüyor oluşu; burnuna dolan ter ve tutkuyla karışmış ter kokusu beynini allak bullak etti. Yine de durmadılar; azgınlık peş peşe gelen hareketlerle büyüdü. Kütikülleri sarkan dudakları aralandığında tek hedef belliydi: daha fazla acı verip daha çok zevk almak. Onun amcığını baldırlarına kitleyip sertçe gömülmesini istiyordu amına; kırıp geçirene kadar taviz vermeden.
Sonra o an geldi: amında koparcasına patlak veren orgazmın sesi mekanın dört bir yanında yankılanırken Betsy dizlerinin üzerinde titreyerek adamın amının son damlasını içeri çekti. Yarağı boşalırken sarkarken bile ona sahip çıkıyordu sanki dünyadaki tek cinsellik onun içindeymiş gibi… Ağzından dökülen kelimeler artık anlamsızdı, sadece hırıltılar, inleyişler ve birbirine karışan istekler kalmıştı. Bu geceyi hatırlayacak, vücudu yaralı savaşçı gibiydi ama gözlerinde kazandığı zaferin gururu ışıldıyordu hâlâ…