Güneşin yakıcı sıcaklığı altında, İspanya’nın kırsalının ortasında, Blondie Fesser’in kocaman poposu ve devasa göğüsleriyle sergilediği o çılgın gösteri başlıyordu. Kadın, dudaklarından çıkan keskin nefeslerle, etrafındaki doğanın ortasında sanki kendini tamamen açmıştı; ipeksi teni terden parlıyor, iri memeleri sutyenin iplerini zorlayarak yerçekimine meydan okuyordu. Her adımında bundası ritmik bir şekilde zıplıyor, arkası tam gözükür biçimde kalça kemikleriyle oynayarak adeta sokak aralarının en sert folloşu gibiydi.
Başlayan kökleme isteğiyle erkek yanına yaklaştığında, ellerini o kabarık altından geçirip sıktı. Kendinden geçmiş gibi arka tarafını kaldırırken adam dikleşen yalağını çıkarıp fırlattı. Zorladığı amcığa sürtünmeler başladı; kocaman amını çekiştirirken kadının inlemeleri ve hırıltılı nefes alışları yükseldi. Blondie’nin dili dışarıda, ağzı hafif açık ve gözleri yumulmuştu; bu anın sertliğini tamamen içine çekiyor gibiydi. Arkasından gelen o sert dayama furyasıyla bundası hızla esnedi, kasıldı, gevşedi. Heryerinde yayılmış olan ter kokusu, adamın yalağıyla birleşince ağız sulandıran bir sahneye dönüştü.
Kıçına hükmetmekten vazgeçmeyen adam, her girişte daha derine girdi; amcığını tamamıyla içine alan o sıcak deliğin içinden çıkışlarında kadın acıyla karışık zevkle bağırıyordu. Göğüslerinin titreyişi arttı, kocaman memeler topak topak olmuştu. Kadının amcığı sıkıca kavrandıkça yarak onun içine daha vahşice girip çıkıyor; nefesler boğuklaşıyor, avaz avaz iniltiler sağa sola yayılıyordu. Her köklediğinde bundası şiddetle sallanıyor; göbeğinin altından yukarı doğru sıçrayan bir ateş gibi acı ve haz arasında gidip geliyordu.
Sonunda adam üstünde çömeldiğinde kız artık tam kontrolünü kaybetmişti. Derin derin içeri çekilen sert köklerin etkisiyle vücudu titreyerek boşaldı; amcığı kasılıp büzülürken salyalı yüzü kirlenmişti. O yoğun anlarda yaşanan sert köklemenin getirdiği büyük boşalma ile birlikte Blondie’nin yüksek sesli inleyişi çevrede yankılanıyordu. Bütün bedeninin her milimetresi tahrik içinde tutulmuştu ve orada, doğanın ortasında hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı artık…