Alex, parasızlıktan ve umutsuzluktan bitap düşmüş halde ofisin soğuk havasında oturuyordu. Kredi yöneticisi suratını astığı gibi, “Senden bu şirkete kredi çıkmaz” der gibiydi. Ama Alex’in kafası sadece dertteydi; ne zamandır hayatındaki tek renk kırmızıydı—borçlar, faturalar, çaresizlik… Tam da o anda yöneticinin bakışları değişti; yüzünde sinsi bir oyun vardı. Alex ilk başta anlam veremedi, ama sonra adamın teklifini duyunca yerinden sıçradı: “Burada, benimle birlikte olursan kredin hazır.” Utanç ve şaşkınlık arasında kalmıştı; yanakları kıpkırmızı kesilmişti.
Ama o adam pes etmiyordu, arkadan sarmıştı Alex’i; sıcak nefesi ense kökünü yaktıkça canavarca bir arzu titriyordu içlerinde. O an karar verdi—bu pis oyuna girecekti belki de kaderine boyun eğerek. Yöneticinin elleri saçlarına dolandı, dudakları boynuna inerken derin bir istekle amcığını kabartıyordu. Gözlerini kapattı Alex; her ne kadar utanıyor olsa da bedenindeki ateş kendini yaptı gösteriyordu.
Oturduğu masanın kenarına doğru çekildi sertçe; arka ayağını kaldırıp üstüne geldi adam. Sertçe dayadı kökünü amcığının içine, donunu omuzlardan aşağı çekmişti bile. İnletişler odada yankılanmaya başladı – adamın kalın yarak köklüyor, her itişinde Alex’in amcığını parçalara ayırıyordu adeta. Hırıltılarla karışık duyulan sesler ardı ardına geliyordu: “Al bunu ha! Alamıyor musun? Çek şu kocaman şeyimi!” diye bağırıyordu yönetici.
Alex zor tuttu kendini ama hazdan çıldırmak üzeriydi; avuçlarını masaya bastı sıkıca, beliyle ritme ayak uydurduğu anlarda erkek iyice sapıtıyordu zaten üzerine basınca sertçe… Şehveti patlamaya yaklaşırken son hamleyi vurdu adam – içten dışa köpüren hızlı sarkmasıyla beraber kızın amcığına ateşi kusmaya başladı. İnatçı ve acımasız köklemenin sonunda ikisi de tamamen teslim olmuştu.
Alex’in yüzündeki utanç biraz olsun kaybolmuştu artık; yerlerde sürünürken bile bu kirli anlaşmadan zevk almanın hazzıyla nefesini düzenlemeye çalışıyordu. İşte para da böyle alınırdı işte; fahişelikle değil ama kirli arzulara yenilmekle… Ve o an hiçbir kelimeye ihtiyaç yoktu; sadece bedenlerinin uyumu vardı geriye kalan tek gerçek olarak orada duruyor.