Brandy Talore, güneşin altında parıldayan iri göğüsleriyle havuz kenarında dikildiğinde etrafındaki her bakışı üstüne topluyordu. Dolgun bedenindeki yumuşak kıvrımlar, sıcak hava kadar ateşli bir davetiye gibiydi. Elini kıyafetinin içine attığında, amcığını hafifçe ovalayarak özgüvenle yaklaştı yanındaki folloşa. Dudakları kıvrıldı; şimdi sıra dayamaya gelmişti. Suyu ıslak vücuduna vuran Brandy, göğüslerinin arasından sıkıştırdığı devasa yarağına bakarken yüzündeki ifade tam bir avcıya dönmüştü.
O büyük yarak hızla sarkıp kalkarken Brandy’nin amcığı da canlanıyordu. Havuzun serinliğiyle ısınan araları iyice nemlenmişti; oradan geçerken parmaklarını soktuğu o deliğe bashar gibi derin dalışlar yapıyordu. Dik dik duran meme uçlarıyla gözlerini kısıp inliyordu: “Ah, daha sert kökle… Dayamadan bırakmam seni,” diyerek kendini tamamen teslim etti kuyruk sokumuna. Önce sadece dilini gezdirdi, sonra bütün boyunu kullanarak amcığını içeri aldı; çok hızlı bir şekilde kırbaç gibi vurduktan sonra kalçasını arkasından çekiştirmeye başladı.
Brandy’nin ağızından çıkan vahşi iniltiler havuzun sularıyla karışıyor, etraftaki sessizliği bozan tek ses haline geliyordu. Yarağın sertliğini hissetmeden önce parmaklarıyla oyalandı; sonra aniden güçlü bir hareketle sikişi sertleştirip derinlere indi. Amcığını tamamen hapsederken arka kapıya iğne ucu gibi batırdı ve ağır ağır çektikçe lehimlenen iki beden birleştiği noktada titremeler başladı. Yankılanan nefesler, aniden gelen kasılmalarla şiddetlenen hareketlerin habercisiydi.
Sonunda kontrolünü kaybedip karnını yumruklayacak kadar bastırmaya koyuldu; o iri göğüsler birbirine yapışırken ama Brandy durmuyordu, hatta hız kesmeden devam ediyordu. Arka arkaya gelen sikmelerle birlikte yüksek sesle bağırmaya başladı: “Göreyim seni patlatayım!” diye emretti kendi kendine ve son darbeyi indirirken tüm vücudu titredi; boşalmanın teresi yüzünden ter içinde kalmıştı ama gözleri hala yanıyordu. O an sadece Brandy vardı ve onun delicesine bastığı koca yarak… Kendi dünyasında kaybolmuştu; dışarıdan bakan kim olursa olsun tadabileceğin en yoğun köklemenin tam ortasındaydı.