Öfkeden ve arzulardan çılgınca yanıp tutuşan Bridgette B, ailesinin evinde saklı kalan en karanlık tutkularını açığa çıkarıyordu. Sarı saçları terle yapışmış, gözleri alev alev yanarken, bedeninin her kıvrımında gizli bir yangın yükseliyordu. Kendi sıcaklığını kontrol edemeyen bu kadın, yaramazlığın sınırlarını zorluyor, tabuları paramparça ediyordu.
Odanın köşesinden sessizce yansıyan ışıklar altında, Bridgette’nin amcığı suskun kalmıyor, her dokunuşta daha da kabarıyor, onu hayvani bir hale sürüklüyordu. Elini aşağı indirip kendi yaraklarını kaşımasıyla başlayan oyun, giderek kontrolden çıkmaya başlamıştı; parmakları amcığını deli gibi ovalar, gıcırdayan yatağın üzerinde sesi yankılanıyordu. O anın vahşetinde saksoyu arzuyla yalamaya başladı; diliyle kelepçelenmiş haz dalgasını büyütürken nefesi kesiliyor, bodrum katın derinliklerinde yankılanan iniltilerle evin duvarlarını sarsıyordu.
İçindeki cinler dışarı taşıyor, köküyle oynarken inlemeleri daha sert ve kabadayı oluyordu. Parmaklarından yayılan titreşimler amcığını büküyor; o daracık kapıya dayanmış bedenini giderek gevşetiyor, içerisine gelen hayvani sıkışlar hissedilirken bridgette’nin gözleri kapanıp açılıyor; orgazm öncesi kıvılcımlar saçıyordu. Sanki aileden gizlenen tüm sapıklıklar o gece bu odada patlamaya hazır bir bomba gibiydi.
Yine de yetmemişti; hızını arttırdı. Yarak sokup çekiştirirken gürültü çıkarıyor, bedeninin en mahrem noktalarında kökleme yaptığını haykırıyordu neredeyse. İniş çıkışlar vahşi ve kayıtsızdı; çekilmez bir şehvet vardı içindekinde. Sonunda zirveye ulaşırken bütün benliğiyle bağırdı; nefesi kesildiği anda vücudu titredi ve içindeki ateş çılgınca patladı. Bridgette kendini serbest bıraktı, tabularının yakıldığı o odada çocukluk masumiyetinden kopup sokakların acımasız pisliğine teslim oldu. Her şeyi unuttuğu o anlarda sadece ileri doğru bakan tek gerçek vardı: yoluna devam eden o hırs ve delilik…