Çinli genç kızları bağlayıp muma ve kırbaça doyuruyorlar

Üzerlerinde ince, ışıltılı ter damlalarıyla, Çinli gençler elleri sımsıkı bağlanmış halde, çıplak tenleri mumun sıcaklığıyla dalga dalga yanıyordu. İlk dokunuşta acı ve haz arasında gidip gelen o keskin his, tenlerine mum damlarken diken gibi batıyor, her damla cildini yakıp şişiriyordu. Derileri mumun sertleşmesiyle gerilirken, çaresiz gözlerle birbirlerine bakıyorlar; aralarındaki sessizlik sadece derin bir korku değil aynı zamanda karanlık bir beklenti taşıyordu.

İplerin sıkı düğümleri altında bedenleri esir alınmışken, katran gibi koyu bir arzu dudaklarından çıkmaya başlayan inlemelere dönüşüyordu. Tenlerini okşayan kırbaçın ilk tokatı vurduğunda yüzlerinde acıyla karışık bir zevk patlaması yaşanıyordu. Kırbaç defalarca inatla indikçe, deri kızarıyor, kabarıyor; her darbe gençlerin haykırışlarında salgılanan sapkınca hazzı büyütüyordu. O kopuk nefes alışlar arasında amcıkları titriyor, yarakları sertleşiyordu; zincirlenmiş bedenlerinin özgürlüğü ancak acıda bulunuyordu.

Sert dayamalarla ilerleyen sikiş zamanı gelmişti. Bağlı elleriyle kendini tutmaya çalışan bu folloşların arasına büyük bir yaramazlık girmişti. Ters pozisyonda kalmış ama o belalının içi hapsolmuş genç kızlar daha fazla dayanamayacak gibiydi. Her kökleyişte yere düşen kırbaç izleriyle birlikte çıplak kalçalarından yükselen inleme ve homurtular ortamı iyice kızıştırıyordu. Amcıkları pul pul yanıyor, yarakları içine dolup çıkmanın öfkesini yaşıyordu.

Sonunda kaskatı mıhlanan genç bedenler isyan edercesine boşaldılar; kıvrandıkları yerde fısıltılar içinde çatlayarak patlayan arzularıyla doluyorlar; gecenin en çılgın anında kaygısızca köpürüyorlardı. Bağlarının ve acılarının içinde buldukları bu çılgın haz sanki dünyadan koparmıştı onları; her inilti ve her darbe onları daha da derinlere çekiyor, teslimiyetle bambaşka boyutların kapısını aralıyordu…

← ÖNCEKİ SONRAKİ →