Sarışın, kıllı Chastity Lynn’in vücudu karanlık bir ahırda iki sert köylünün acımasız ellerinde sıkışmıştı. İki yaban adamın kaba, terli elleri onun çıplak tenine yapışmış, ölümüne sarkıntılık ediyordu. Bir yandan göbeğinin altından kalkıp gür bacaklarını ayırıyorlardı; diğer yandan ağzını zorla açtırıp şapşal dudaklarını emiyorlardı. Chastity’nin gözleri korku ve arzu arasında gidip geliyor; bedeninin her hücresi bu acımasız dayamanın altında parçalara ayrılıyordu.
İlk adam önünde çömelirken, kalın yarak iziyle hızla amcığını sokuşturdu içine. Kıllı altlığı tüylerini çizerek geçerken, derin kovuğunda kadife gibi ıslaklığını hissediyordu. Her hareketiyle amının kasları kasılıyor, o sarhoş edici yanmayı tüm vücuduna yayıyordu. Diğer yaban adam ise arkadan ona boş durmuyordu; ince parmaklarıyla fark ettirmeden elini kaydırıp kızın topuklarından yukarıya doğru çeken eteklerin altına giriş yaptı. Yavaşça ve gaddarca ikinci yarığını bulup, acımasızca dalıyordu içine.
İki sert kökleyiş birbirini destekliyordu; biri önünü patlatırken diğeri pis pislediği amcıkta inlemelere sebep oluyordu. Sarışının bedeninden çıkan boğuk iniltiler ahırdaki soğuk duvarlara çarpıyor, kapkara geceye yayılıyordu. Yüzü kırmızı kızarmış, saçları terden yapışmış haldeydi ama ondan aldıkları bu vahşi zevkten vazgeçmiyorlardı. Kökler derinleştikçe kadın daha da parçalanıyor, neredeyse çığlık atarcasına heymenlikten kopuyordu.
Son darbe geldiğinde her iki yaban adam da aynı anda tahrik olmuşçasına tam üstünden boşaldılar. İçindeki sıcak sıvının baskısını hisseden Chastity’nin bütün vücudu titredi; boğuk bir inilti çıkardı dudaklarından. Kılların arasından süzülen spermler onun ilkel sakso cazibesini daha da artırdı. O an sadece teslimiyet vardı; canavarların arasında hapsolmuş bir ruhun kayboluşu…