Üzerine çöken karanlık odada, tenlerin birbirine sürtünmesiyle başlayan sapkınlık doruğa vurmuştu. O pislik içinde eriyen folloş, incecik beliyle arkasını dönüp, buruş buruş olan amcığını tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyordu. Yarağını sertçe dayayan adam, her gözü dönmüş hamlede kızgın ısıyı derinlere işliyordu. Kıç deliği suratına bastırılmış folloşun inlemeleri arasında kökleme hız kazanıyor, “Daha hızlı! Dayan!” diyerek amını paramparça ediyordu. Her girişiyle amcığın yanık duvarlarını parçalıyor, kemik gibi sert yarağını dibine kadar sokuyor; kadının acı ve hazla birbirine karışan çığlıkları odayı inletiyordu.
Folloşun gıcırdayan dişleri kenetlenmişti; acı ve zevk arasında bocalarken adamın gücü gittikçe artıyordu. Siktir çekmeyle beraber sertleşen sesler arasında, adamın yılan gibi kıvrak hareketleri amcığına saplanıyor, ağzından çıkan nefesler kızgınlığını belli ediyordu. Kötü kokan ter ve mısır gevreği kırıntıları arasında bile amcığını çıkarmadan önce son bir hamle yapıp anüsüne daha derinden dalıyordu. Kadının titreyen bedeni yarakla birlikte ritmik olarak sarsılıyor; her dayama göğüs kafesini kaldırıp indirirken göbeğinin kılları ürperiyordu.
“Sen bu pisliğe doymadın ha?” diye homurdanarak en sonunda yavaşladı ama bırakmadı. Amcığını afilli şekilde çıkarırken kıç deliğini sikikle genişletip iz bırakmaya devam etti. Folloşun hırlayan nefesiyle birleşen o küfür dolu inleyişleri peşi sıra patlayan sıçramalar eşliğinde yükseldi tepeye; hastalıklı arzularıyla kurduğu bu kirli ritüeli bitirip yüzüne sıçtı kovboyun hazin bedeni… Bu gece yine yerlerde sürüklenecek, sapıklıkla yoğrulup kendini tamamen kaybedecekti.