Diamond Divine, kalın bacaklarını aralayarak odaya ağır bir hava salıyordu. Derin göğüslerini hafifçe sallayarak kapının eşiğinde belirmişti; sanki içindeki açlığı saklamaya çalışıyor, ama gözlerinden okunan cehennem arzusu gizlenmiyordu. O anın elektriği havayı boğuyordu, nefesler hızlanıyordu. Yanına yaklaşan adam onun parlak saçlarına dokunurken, elini göbeğine doğru indirdi; deri gibi sımsıkı teni altında yanan ateşi hissediyordu.
İlk dokunuşlar inceydi ama kestirilemiyordu, çünkü Diamond’ın bakışları açlıkla doluydu; amcığını elleriyle tutup iyice açmaya başladı. Adam çekingen davranmadan hızlıca topuklarından tuttu, onu yatağa savurdu. Kadın aldırmadan üstüne oturup incebelli yaraklarını dilinden geçirirken, parmaklarıyla amcığını sıktı. Yarağın ucunu yalayışı öyle sapkındı ki adam dayanamayarak kafasını geri attı ve dişlerini gıcırdattı.
Bir anda kadının kalçasını kavrayıp kendine çekti; sert sert dayamaya başladı içine. Diamond çığlık atıyordu: “Daha hızlı… içine sok!”, sesi odada yankılanıyordu. Yaraktan gelen sıcaklık bedenini yakıyor, amcığını kalbine kadar bastırıyordu kadın. Parmakları bele sıkıca sarılırken bedenler hızla ritme ayak uyduruyordu; her inleyişte kadının amcığı daha da ıslanıyor, her köklemede ağzından küfürler dökülüyordu.
Adamın güçlü kalçaları altındaki kadın resmen parçalıyor, yaraklarını derinlere yolluyordu. Diamond’ın amcığı genişleyip elastik hale gelmişti; artık sadece dayama değil, çekme ve itmenin acı tatlı karışımı hissediliyordu. İkisi de neredeyse kontrolü kaybetmiş gibiydi: adam inliyor, kadın bağıra çağıra sargılarından kurtulmuş gibi bağırıyordu.
Sonunda patlama geldiğinde oda inledi; adamın yaraklarından sıcak sıvılar fışkırırken kadın tüm gücüyle koyduğu yerden tutup kendi içinde sarsılıyordu. Göğüsleri hızla kalkıyor, karnını yumruklarken nefesi kesiliyordu. İki beden yan yana ter içinde kalmıştı; yaşadıkları zehirli bir bağımlılık gibiydi — hırs dolu ve sapkınça bir sevda…