Ürkek bakışlarla odanın köşesinde duran adamın çaresizliği, onun seyrettiği bu iğrenç sahnenin en acımasız kanıtıydı. Kadının bedeninin üstünde hakimiyet kuran doktor, sert ve karşı konulmaz bir güçle amcığını içine gömüyordu. Kütür kütür sesler arasında, kadının boğuk nefesleriyle karışan hunhar inlemeleri odayı dolduruyordu. Her tokat gibi vuran hareketinde, yarak derinlere inerken kadın adeta can çekişir gibiydi; kıvrandığı her an sanki hem zevkten hem de acıdan çatlayacak gibiydi.
Adamın gözlerinde yanan kıskançlık ateşiyle karışık utanç, hiçbir şey yapamamanın ezikliğiyle birleşiyordu. O ise öne eğilip kadının boynuna dayadığı dişleriyle onu daha da delirtiyordu. Kadının amcığına saplanan kürdan gibi yarak onun içinde şakır şakır oynuyor, her hareketiyle içini kazıyor, sınırsız kökleme hırsıyla onu esir ediyordu. Kadından çıkan ahlar ve “Daha hızlı!” yalvarışları arasında doktorun keyfi artıyordu; adamın önünde rezil olmanın verdiği hazla daha sert, daha derin sokuyordu.
Kadın artık ellerini duvara yaslamış, bedeni sinir uçlarında dans ediyordu. Yarak ona hükmederken kadın çıldırıyor; hıçkırıklarla dolu sesler yükseliyor içinden. Doktorun elinde oyuncak gibi sikişen o amcığın ritmi hızlanırken adam hâlâ donup kalmıştı, izlemekten başka çaresi yoktu. Birkaç dakika sonra bastırılan bir çığlık koptu; kadın kendini bırakmıştı tamamen, içinde kıyamet kopuyordu.
Son hamlede doktor tüm gücüyle içine boşalttı; sıvılar karışıyor, kadının bedenini ele geçirmenin zaferi yüzüne vuruyordu. Adam ise hacamat olmuşçasına çökmüş, gururunu yerlerce sürüyordu. O odada sadece üç nefes vardı: doyumsuz istekle dolu kadının soluğu, acıyla karışık adamın sessiz feryadı ve katil azimle dövülen yarakların sesi…