Önce Estela, o iri kıyım adamların arasında duruyordu; suratında hem meydan okuyan hem de yanan bir arzu vardı. Kalın kolları, terle kayganlaşan bedenini sıkıca kavrarken, gözleri etraftaki erkeksi varlıklardan kaçmıyordu. İlk dokunuşlar sertti; parmaklar amcığını sıkıştırıp çekiştirirken, onun içinde kıvılcımlar patlıyordu. Adamlardan biri hemen alnını terden sildi ve ağzını açmadan saksoya başladı. Keskin nefesi boynuna estiğinde Estela titredi, kalbi yerinden fırlayacak gibiydi.
Seki seki derinleşen hareketlerle adamlar onu adeta parçalıyorlardı. Estela’nın amı, ilk başta direnç gösterse de kısa sürede teslim olmuştu. Yarağının sert ucunu içine almasıyla birlikte nefesleri hızlandı; yok artık diye düşünürken başka birinin dikeni vantuz gibi saplandı arka kapısına. Hıçkırıklarla beraber sert kökleme başladı. Her darbe onun içini yakıp kavuruyor, acıyla zevk birbirine karışıyordu.
“Daha hızlı, amcık gavuru!” diye haykırdı kendinden geçerek. Eller belinde dolaşıyor, saçlarını çekiyorlar; midyesine vuran her tokatla yanan canından çıkıyordu. İki erkek aynı anda baygınlık sınırında bırakıyordu onu: biri önünde sallanırken, diğeri arkadan delip geçiyordu amını. Kısılmış dişleri arasında çıkan iniltiler ve arsız küfürler ortamı iyice çıldırtmıştı.
Artık dayanamaz hale gelmişti; içinde kopan fırtına doruğa taşıyordu onu. “Aaaah…” dediği anda tüm bedenini sarsan orgazm patlaması yaşandı. Amcığı ondan parmaklarıyla ayrılırken bile titriyordu hala; etrafındakilerin kendisini yutmaya hazır gözüyle bakmasıyla dibe vurdu ve eridi gitti o anın içinde. Saçlarından tutup daha da bastırdılar zorla üzerine; buram buram ter kokusu ortamda dans ederken Estela’nın haykırışları en üst seviyeye çıktı ve böylece o iğrenç ama büyüleyici sikmenin sonu geldi.