Hawaii’nin kavurucu güneşi altında, Lyra sanki ateşle dans ediyordu. İncecik bikinisi vücuduna yapışmış, kumların üstünde her hareketiyle etrafı delirtiyordu. O ince beli, bele yapışan o hafif terli teni, adamların aklını başından alacak derecede erotikti. Gözleri kıvrak ve meydan okuyucuydu; sanki “gel bakalım, yakalayabilir misin beni” der gibiydi. Kumlara oturduğunda göğüslerinin hafifçe yükselip alçalışını görmek mümkün oluyor, göbek deliğini nazikçe okşayan rüzgarla beraber amcığını şehvetli bir şekilde ortaya çıkarıyordu.
Etraf kalabalıktı ama kimse onun cazibesine direnemiyordu. Birdenbire yanına yanaşan o yaramaz adam, ellerini çekinmeden beline doladı; elleri sıcak ve sertti. Lyra’nın nefesi kesildi ama direnişi sadece kısa sürdü. Adamın parmakları arasında sıyrılan o ince kumaş parçası aniden yerde kaldı. Amcığı serbest kaldığında ufak ufak ıslanmaya başlamıştı bile; adam dilini hızla gezdirirken Lyra’nın bacakları hafifçe açıldı ve bedeninin tamamı titredi.
Adamın yarak kokusunu içine çekerken amcığı sertleşip kabarırken diğer eliyle de memelerini sıkıyor, yalıyor, ısırıyordu. Lyra’nın inlemeleri kumlara karışıyor, bütün plaj onların gürültüsüne şahit oluyordu neredeyse. Sonra adam arkasına geçtiğinde Lyra dizlerini kuma bastırdı; amacık kıvrımları açıkta kalmıştı artık ve adam gözüyle yakalamayı bırakıp doğrudan köklemeye başladı. Her sokuşu derin, vahşi ve hükmediciydi; lyra yavaşça ama emin adımlarla rahatladıktan sonra inlemeleri iyice arttı.
Her defasında damlayan terler birleşiyor, çıplak tenleri birbirine yapışıyor; koku ve sesler ortamı delip geçiyordu. En sonunda adam sert bir şekilde dayadığı anda lyra tüm bedenini bıraktı dışa doğru çığlık atarak orgazm dalgasını yaşadı. Yarağını çıkartırken ardında kalan nemli izler, oradaki bütün geceyi hatırlatmaya yetiyordu. Kumların üstünde yorgun ve tatmin olmuş halde yatarken gözlerini kapattığında tekrar tekrar o anın sıcaklığını hissedebiliyordu; çünkü Hawaii’nin sahili böyle yanan aşklar için biçilmiş kaftandı.