Candy Manson ve Sativa Rose, iki afacan, tam bir belleten latineydi. İkisi de ancak sert iki çubuğun sokmasıyla rahatlayacak, sömüren fahişe ruhları taşıyan sapık meymenetsizlerdi. O sıkı amcıkları ve dar yarak delikleriyle adeta acımasızca doyurulmaya açlardı. Gecenin karanlığında kıvrak bedenleriyle üst üste yığılarak, sertlikten donmuş yarakların içine saplandılar bile. İkili folloşlukta sınır tanımıyor, inanılmaz bir açlıkla siktikçe sikişiyor, her darbede daha da deli gibi inletiyorlardı.
Çubuklar amcıklarına girerken o boğazlarından çıkan hırıltı ve inleme sesi, ortalığı daha da kızıştırıyordu. Candy’nin sıcak amını arşa kaldıran köklere karşı koyamadığı an yüzüne sıçrayan sümükler, onun ne kadar pisliğe açık olduğunu gösteriyordu. Sativa ise gözü dönmüşçe yaramaz suratıyla her kere gark edişte yüzüne yayılan boşalmalarla kendini kaybediyordu. Sertlikler asla gevşemeyip, sürekli batarken kadınların ıslaklıkları şiddetle artıyordu; dar am analarına kadar indirilen o devasa kalınlıklar sonunda patlamaya hazır bombalar gibi titriyordu.
Dayamalar öyle ağırdı ki ikisi de ayakta durmakta zorlanıyordu; her sızan sik dar amlarını parçalayacakmış gibi kasılıyor, badem şekilli amcıklar yalana dolup taşarak aşkla yanıyordu. Gecenin zirvesinde her sokuşta daha vahşi bağırmalar yükseldi; kilo kilo boşalan sümükler yüzlerinden akıp yere damlıyor, oradaki her şeyin kirli bir seremonide aktığını kanıtlıyordu. Sonunda ikisi de dışındaki o kara sıvılarla birlikte patlama yaşayarak kendilerinden geçtiler, yorgun ama hala haz peşinde olan bu ibrikli iğrençliklerin içinde sapasağlam ayakta kaldılar.