Üstü çıplak iki anne, tenleri birbirine yapışmış halde odanın ortasında duruyordu. Gözlerindeki ateş, karnının altına kadar inen bir arzu fırtınası gibiydi. İkisi de hiç çekinmeden, birbirlerinin göğüslerini didiklemeye başladı; parmakları sertçe amcıklarının arasını ayarlıyor, ıslaklığı parmaklarına bulaştırıyordu. İlk hamleyi yapan kadın, dilini kızgın bir bıçak gibi amcığın üzerine gezdirdi, diğerinin soluğu kesildi: “Aman yarak, senin sakson öyle sönük mü kalacak?” diye homurdandı diğeri. Ardından hızlıca üstlerine atladı, göbeğiyle bastırıp kalçalarını şehvetle ovaladı.
Yarağın sertleştiğini hissedince ellerini ona doğru götürdü ve bele tutunup dizlerini açtı. Diğer kadın da ani bir hareketle sırtından tuttuğu kadını yere yatırdı. Derin nefesler arasında, yumuşacık olan amcığını parmaklarıyla oydular; içinde kıvrılan o deli arzuyu hissetmekten kendini alamadılar. Kadınlar sırayla birbirlerinin çukur amlarını emmeye başladılar, dilleriyle kökten girip çıkardılar; gırtlaklarına kadar sokuşturarak “Durma daha fazlasını ver” diye hırladılar.
Sonra biri elini hemen yarağın ucuna götürüp onu fena halde gagalamaya başladı; diğeri ise diğerinin içinde yumruk gibi büyüyen yaraktaki hareketlere ayak uydurmuştu. Amcığın içine sıkıştırılmış o kaygan sıcaklığa dalıyorlardı adeta; her kökleme sesinde bedenleri titriyor, hava gitgide ağırlaşıyordu. Bir an geldi ki elleri ve ağızları yetmez oldu; kadınlardan biri kendinden geçercesine ayağını beline doladı ve derin derin içeri girdi.
Kadının bağırışları ve diğerinin iniltisi birbirine karıştı. Sonunda her ikisinin de yaraklarında bambaşka bir coşku patlamıştı. Sıcak spermler damlıyor, yoğun nemlilik tamamen yerlere akıyordu. Dudaklarından çıkan ıslıklar eşliğinde en sert kökleme tam gaz devam etti; yer yer kaçamak dokunuşlar arasında acı ile haz birbirine karışıyordu. İkili sonunda dayanamayınca o büyük boşalmanın içinde boğuldu; nefes nefese kalmış bedenleri yan yana yatarken hala titriyordu aralarındaki ateşten…