Isabella Lui’nun iri göğüsleri, göz kamaştıran bedeninin en sert hatlarını ortaya çıkarıyordu. Odaya dolan sıcak hava gibi, teni terden parlıyor, nefesi ağırlaşıyordu. Yarağını ısırarak bekleyen adamın bakışları, onun amcığını avuçlamaya doyamadı. İlk dokunuşlar ateşi başlatmaya yetti; Isabella’nın dudakları aralandı, iç çamaşırının üzerinden sıkı sıkı kavradığı amcığını daha da heyecanlandırdı. Parmak uçlarıyla amıcığını dikleştirdi, alt dudağına sürttü ve sertliği daha da büyüttü.
Ondan yayılan koku ve nemlilikten beslenen adam, hızını kesmeden ayak ucuna indikçe Isabella’nın amcığı sırılsıklam oldu. Sıkıca açtığı bacaktan geçirdiği dilini içine soktuğunda, inlemeleri kaçınılmazdı. Her follosuyla derinlere dalıp yumuşacık amını yaladı, ısırdı ve emdi. Onun acayip inleten sesi odada yankılanırken, adam elini göbeğinin altından aşağı indirip oynamayı sürdürdü. Büyük göğüslerinin arasından akıtılan ter damlaları arasında parmakları gezindi; kıvrımlarıyla oynadı.
Gururlu bir kökleme arzusu patladı içinden; elindeki yarağı sıkarak ona doğru yaslandı. Isabella’nın sırtına dayanan sertliği hissederken yere yığılma anı yaklaştı. Kendisini tamamen bırakıp “Kökle beni!” diye bağırmasıyla birlikte adamın düzgün hareketleri başladı; her infilak eden kasıyla ilerliyor, o tatlı ıslaklığı dibine kadar çekiyordu. Göğüslerini sallayan kadın, sesiyle ritmi yönetiyordu artık; her inleyişinde adamın yarak ucunu dibine kadar indirmesiyle amının içine doluşan sıvı patlayana dek devam etti bu ezici kökleme seansı.
Sonunda nefesler kesildiğinde ikisi de yerde serilmişti, bedenlerinde yeni bir ağırlık vardı—gövdeye işlenmiş bir zaferin kalıntısı gibi… Isabella’nın geniş gögüsleri hâlâ hafifçe titriyor, adam ise alnından akan teri siliyordu. Odayı saran çıplaklık ve coşku havada asılı kalmıştı; bu gece onlar için sadece vahşi doyumun başlangıcıydı…