Üstsüz kalmış sarışın folloş, çırılçıplak vücudu terle kaplı şekilde yerde diz çökmüş, efendisinin sert bakışları altında kıpırdanıyordu. Gözlerinde hem korku hem de yasak arzular şimşekler çakarken, amcığını yalayan parmaklar onu ateşler içinde kıvranmaya zorluyordu. Efendi, hiç acımadan yakaladığı uzun saçlarından tuttuğu gibi başını kaldırıp, yaraklarını parmaklarıyla sıkıca kavradıktan sonra suratına sertçe dayadı. Kadının dudakları acıyla büzülürken, içine dolan korku ve heyecan karışımı gazap her hareketinde daha da yükseliyordu.
“Sen benim kölem oldun,” dedi tok ve emredici sesiyle. Sarışın folloşun amcığı sımsıkı kapalıydı ama adamın sert eliyle açılmaya başladı. Yavaş yavaş arkasına çevirdi onu; çıtlatan kırbaç gibi tırnaklarıyla beline vurdukça teni kabardı, ılık ter damlaları bele doğru süzüldü. İlk saksoyu zorladı adam: ağzını zorla açtırdıktan sonra yaranın içine gömdü yaraklarını; şuursuzca yalamaya zorlanan kadın burnunu hafifçe kırıştırsa da içinde kopan fırtına daha da büyüyordu.
Bacaklarını iyice açtı; sırtüstü yatırdı yere. Sert girişiyle birlikte keskin bir inilti kaçtı dudaklarından. Yaranın derinliklerinde büyüyen o yanma hissiyle birlikte efendi çoktan kökünü saplamaya başlamıştı; her köklemede yerden kalkarcasına sarsılıyor ama boyun eğmekten başka çaresi yoktu. Kadının orta parmağı kendiliğinden amcığının içine kaydı, zevkle birlikte utanç birbirine karıştı, nefesi hızlandı.
Sonunda efendi bütün kudretiyle son bir dayama yaptı; kadının ayakta duracak hali kalmamıştı, vücudu titreyerek yere yığıldı. Sarhoş olmuşçasına yüzündeki acı-zoğrafi haz ifadesiyle yere serildi; efendisi ise soğukkanlılıkla onun ıslak bedenine bakıp “İyi kız oldun” diye kısık bir sesle mırıldandı. Kaba işkence onun için yeni başlangıçtı; tam anlamıyla köle olmuştu artık.