Bir sonbahar sabahında, üniversitenin kırmızı yapraklarla kaplı koridorları sessizdi. Renata saçlarını toplamış, titrek bir adımla dersliğe doğru ilerledi. Bugün sadece onun ve hocasının olduğu özel bir dersti bu. Gözleri korku ve merakla doluydu; çünkü çok önemli bir sınavın eşiğindeydi, ama aynı zamanda hocasıyla yalnız kalmanın verdiği gergin bir heyecan da vardı içinde. Ders başladığında, hava daha da gerildi. Hoca masasından kalktı ve Renata’nın yanına geldi. “Bugün dikkatlice dinlemen gerekiyor, çünkü sürekli zamanlar üzerine yoğunlaşacağız,” dedi yumuşak bir tonla. Renata’nın gözleri hocasının gözlerine kilitlendi; o derin mavi gözlerde kaybolmuştu. Hoca, konuyu anlatmaya başladığında, her bir kelime Renata’nın zihninde canlı resimler oluşturuyordu. Sürekli zamanların – geçmiş sürekli zaman, şimdiki sürekli zaman ve gelecek sürekli zaman – akıcı yapılarını keşfederken, hoca masaya doğru eğildi ve elini Renata’nın omuzuna koydu. Bu dokunuşla Renata’nın tüm bedeni titredi; bu yakınlaşma, dersin rutin akışını tamamen değiştiriyordu. Renata’nın nefesi kesilirken hocası nazikçe fısıldadı: “Bu tensel yapıların devamlılığı gibi, bazen duygularımız da süreklilik arz eder.” Bu sözlerle aralarındaki mesafe daha da azaldı ve Renata artık hocasının nefesini yüzünde hissedebiliyordu. Konuşmanın akışında, hoca dil bilgisi örneklerini daha duygusal bir dile taşıdı. “Bak,” diyerek cümleyi devam ettirdi, “’Sen şu anda buradasın ve bu an sürmekte,’ demek günlük hayatta nasıl kullanılır biliyor musun?” Renata başını sallayarak hocasının gözlerinin içine baktı. Dil bilgisi dersinin bu beklenmedik dönüşüyle Renata kendini daha rahat hissetmeye başlamıştı. Üniversite koridorlarındaki yalnızlık unutulmuştu; şimdi sadece bu küçük sınıf vardı ve iki insan arasındaki artan samimiyet. Teknik terimler yerini duygusal ifadeler alırken ikili arasındaki etkileşim de derinleşti. Görev tamamlanmadan önce hoca tekrar yanına gelip dizlerine doğru eğildi. Renata’nın zihninde tüm dilbilgisel yapılar silinmişti; geriye sadece iki insanın paylaştığı yoğun bir an kalakalmıştı. Hocası nazikçe elini tuttu ve “Şimdi anladığını düşünüyorum,” dedi gülümseyerek. Dersin sonunda odada geride kalan tek şey tatlı bir memnuniyet hissiydi. İhtiras dolu saat boyunca hem dilbilgisi kuralları hem de insan ilişkilerinin karmaşıklığı incelenmişti. Yalnızca gramer yapısını değil, aynı zamanda aralarındaki bağı da pekiştiren bu tecrübe ikisinin de belleğinde uzun süre kalacaktı. Renata derslikten çıkarken arkasına bakmadan gülümseyerek yürüdü; sanki yeni kazandığı bilgiyle dünyaya daha farklı gözlerle bakacak gibiydi. Koridorlarda artık sonbahar yaprakları dans ederken, genç kadının yaşadığı tutku dolu deneyimin tatmin edici hatırasyon ise ruhunu ısıtmaya devam ediyordu.