Büyük göğüslerinin altında, kıvrak vücudu diken diken eden o dişi likör gibi kayıyor ortalıkta. Masanın kenarına yaslanmış, sarkık memeleriyle göz kırparken dudakları aralanıyor; içindeki ateş dışarı taşmak üzereydi. Elinde tuttuğu çift uçlu dildo, sertçe parmaklarından kayıp amcığının girişine doğru ilerliyor. Yavaş ve sinsice oynatıyor onu, amını gerdirip genişletirken yüzünde acı-tatlı bir haz ifadesi belirmişti. Kıç deliği zaten sıvı dolu, bu çift başlı plastik yılanın her hareketinde daha da gevşiyor, içine aldıkça bacaklarını titretiyordu.
Gözleri kapalı, nefesi kesik kesik çıkarken kendi kendine mırıldanıyor; “Daha hızlı… dayasana…” diye yalvarıyordu adeta. İki ucun aynı anda girip çıkması bedenini deli gibi sarsıyor, kalçalarını ritmik şekilde yukarı kaldırarak dildoların dibini hissetmek istiyordu. Parmaklarıyla memelerini sıkarken yüksek sesle inleyip azgınca bağırmaya başladı: “Haa! Amım çatlayacak ya! Dayayın şunu!” İki dildo amcığın içinde kovalamaca yaparken elleriyle tutup hızlandırıyordu ritmi. İçindeki ıslaklık çılgına döndü; dudaklarının arasından çıkan hırıltılı nefesler ve karnındaki dalga dalga yayılan orgazm belirtileri gitgide yoğunlaşıyordu.
Sonunda dayanamadı; dizleri titreyerek yere çömeldi, kalçasını göğe kaldırıp çift girişi tamamen içine çekti. İki dildonun birbirine sürtünerek yaptığı o çılgın ses ortamı doldurmuştu. “Aaaah! Götümü yeğenim gibi siksen böyle mi olur lan?!” diye bağırtısı odada yankılanırken bacağıyla masaya vuruyor, kendini daha fazla boğazlamadan patlatmaya çalışıyordu. O an geldiğinde bütün kasları kasıldı ve keskin bir titremeyle boşaldı; sesi hıçkırıklara karıştı ama dolu amcığının içindeki oyuncaklar hâlâ onu yoruyordu. Kendi kendine güleç bakışlarla bu sapıklıktan zevk almanın verdiği delilikle dibe vurdu; hiçbir şey onun kadar sert ve kirli hissettiremezdi!