Delirmişsin be, aklını oynatmışsın resmen. O an oradaydın, beni izliyordun, sokağın köşesinden saklanarak gizlice süzüyordun her hareketimi. O anı nasıl bulduğunu sorduğunda sadece “meraklıydım” dedin; senin merakın hastalıklı ve sapıkça, tam benim kafama göre. Gözlerimin içine baka baka, konser biletleri karşılığında bir tür teşekkürü ima ettin; o an biliyordum ki sıradan bir teşekkür olmayacaktı bu.
Gözlerini üzerimden hiç ayırmadan, öncelikle striptease yapmayı teklif ettin. Amının sıkıştığı o anlarda, kıvrak kalçalarını hafifçe oynatarak üstündeki kıyafetleri bir bir indirdin. Teninin sıcaklığı içimi kavuruyor, seni izlerken damarlarımda sıkışan yarak az daha patlayacak gibi oluyordu. “Sen dokunursan ben de dokunurum” dedin ve bunu ciddiye aldım direkt. Korkuyla karışık heyecan vardı içimizde çünkü yakalanırsak dışarı atılırdık ama bu risk bizi daha da sarstı.
Kalçanı tutup nazik ama ısrarcı şekilde koklamaya başladım; yumuşacık amcığını hissederken dudaklarımı ona sürükledim. İstemeden de olsa sertleşmeye başlıyordu yavrumun amı. İlk defa bu kadar açık argo ile, göze göze gelip seninkini alırken hunharca içine çektim parmaklarımı. Kendi kalçamla sert sert topuğumu ittiğimde gözlerin kamaştı, iç çekişlerin duyuluyordu dışarıya doğru hepimize meydan okuyarak.
Artık birbirimizi tam anlamıyla keşfediyorduk; sen nazik olmanı istediğin halde ben elimden geldiğince acımasızca dayadım amına yaragımı. Hafif ısırıklarla kalçanı delinip geçerken amcığını yumrukladım deli gibi. Her hareketimde daha çok inlettin, seslerin mikrofon gibiydi mahallenin yoluna yayılan: “Aman dayaaaam!” diye bağırıyordun adeta yalvarırcasına.
Seni kıvrandırırken içimden patlamak geldi, sonunda ağzımdaki tatlı amcığa bırakıp kendi yaragımı kalçana sürdüm hızlı hızlı kökleyerek. Hani derler ya bazen sakinleştirici ister insan? Bizim işimizin ilacı iyice ateş etmekti; ve ben seni o kadar sert coşturmuştum ki sonunda bağırtılarla birlikte püskürdüm cehennem gibi üzerine… Bana teşekkürün böyle olurmuş meğer!