Küçük götlü çıtır Kiki arabada gizlice siktiriyor

Güneşin kavurduğu Madrid’in arka sokaklarında, kahverengi saçları terden yapışmış Kiki Klout, arabasının kapısını sertçe çektiğinde içindeki hayvani arzulara yenik düşüyordu. Sean Lawless yanında dikilince, göz göze geldikleri an aralarındaki elektrik patladı. Kiki’nin küçük memeleri hafifçe titriyor, ince beli ve yuvarlak kalçası güneşin altında cazibesini ortaya seriyordu. Sean’ın iri yaraklı varlığı hemen fark edildi; o kadar canlıydı ki nefesleri birbirine karıştı bile.

Kiki dizlerini kırıp yerleştirdi kendini ön koltuk üzerine, ağzını açtı ve Sean’ın iri gözüne bakarak, korkusuzca başladığı sakso seansına hızla dalıyordu. Dudaklarının arasında ürkütücü bir ustalıkla yavaş yavaş inip çıkan o kalın yarak, Kiki’nin boğazına doğru inerken hem tırnaklarıyla Sean’ın kalçasını kavrıyor hem de amcığını yalayıp oyuyordu. Her derin gulp’ta Sean neredeyse kendinden geçiyordu; o sıcak vücudu sarsan titremeler öyle çıplaktı ki aralarındaki bağ ateşe dönmüş gibiydi.

Dışarıda hafif rüzgar esiyor, arabadan kaçan sesler araya giriyordu ama onlar dünya umurunda değil; sadece aralarındaki bu deli dolu şehveti yaşıyorlardı. Sean’ın elleri kıvrım kıvrım Kiki’nin sırtında gezinirken sonra aşağı indi ve kızın küçük götünü sıkıca tutup kaldırdı. Hemen ardından topuklarının üzerinde durarak hızlıca arkadan bastırmaya başladı kızın amcığına. O anki sertlik ve sıcaklık birbirine öyle çarpıcıydı ki Kiki’nin inlemeleri bir anda yükseldi; “Aman Tanrım” nidaları yankılanıyordu ormanda değil ama şehir ortasında.

Bir süre sonra kadın üstteydi; ters binerken saçlarını savuruyor, vücudunu hiç çekinmeden ritme uyduruyordu. Yarağı içine alırken sanki dünyada başka hiçbir şey yoktu; her hareketinde kendi içine daldığı o yerden çıkamıyordu artık. Sean sertçe itiyor, her defasında daha derine giriyor, Kiki hiç hız kesmeden amcığını emip lickediği halde son damlaları da alnından süzülene kadar dayanıyordu.

Sonra misyoner pozisyonuna geçtiler; göz göze gelip yaşadıkları bu kirli anın büyüsünde kayboldular. Yavaş yavaş artan tempoda yakaladıkları dorukta kaskatı oldular. İkisi de bittiğinde ter içinde kalmış, nefes nefese yerde yatarken bile acayip bir tatmin vardı üzerlerinde. Böylece Madrid’in tozlu sokaklarında başlayan bu çıplak fırtına yerini sakinliğe bırakıyordu ama ikisinin aklında sadece yeniden kökleme planları vardı.

← ÖNCEKİ SONRAKİ →