Madrid’in o sıcak sokaklarında, Skyla Novea bikiniyle dolaşırken bedeninin her kıvrımı avuçlanmak için hazır bir tuzak gibiydi. Paranın cazibesiyle gözleri parıldıyor, serseri bir bakışla yakaladığı her erkeğin içine ateş serpiyordu. Sarı saçları terlemiş ama yine de çekiciliğinden hiçbir şey kaybetmemişti; kuzgun gibi ıslak amcığını güneşin altında parlatıyordu. Yanından geçen adamları birkaç saniyeye indiren o erkekçe duruşu, deli gibi arzuladığını anlatıyordu.
İlk adımda gaza basanlarda sadece para değil, sapıklık ve açlık da vardı. Skyla’nın sert bakışları karşısında titreyen folloşlardan biri hemen atladı üstüne. Gözlerini kırpmadan yaraklarını çıkarıp amcığını elledi; “Bak burası Madrid lan, burada paspas gibi yalama olmaz!” diye kükrediğinde, Skyla’nın dudaklarından alçakça gelen kahkaha patladı. Sokak ortasında yaraklar çıkıyor, fahişenin kıvrımlı bedenini herkes gözetliyordu.
O an geldiğinde adamın kalın kökü amcığına saplandı. Skyla acıyla karışık zevkle inlemeye başladı; her hareketiyle adamın sikini içine çekiyor, sırtını dayayıp daha derine batmasını istiyordu. Amcığını ağzına aldı, dilini rezilce gezdirip kana kana emdiği sırada etrafta toplanan pisliklerin nefesini hissetti. Yerdeki taşlar kadar sertleşmiş amcağın dibine kadar yutuyordu onları. Her folloşun suratında artan açlığın izdüşümünü görebiliyordu.
Köklendiği yerde tüm kaslarını sıktığında Skyla’nın amcığı daldıkça doluyor, içi yanıyordu artık; kafasını geriye atıp bastırdığı her dominasyon sinyaliyle adamın hiddetli sikişi hızlanıyordu. Amcığından kopan acayip iniltiler sokağı titretti; görenler utanmadan, sıkılmadan bu haram zevkin kurbanı olmuştu o anda. Nihayet tabiri caizse kudurup tepeye çıkmış olan erkeğin boşalmasıyla birlikte Skyla’nın yüzüne sıçrayan sıvılar sokaktaki teri unutturuyordu.
O an aynı zamanda teslimiyet ve zaferdi; amını en çirkef şekilde savunup köklenmenin tadını çıkarmıştı kadın. Yarağını tütün dumanıyla sarma sarma beynine işleyen adam ise herkese “Ben Madrid’de neler yaptırırım!” diye haykırıyordu sessizce…