Madrid’in karanlık köşelerinde, Dani Daniels’ın vücudu masanın üstünde kıvrılmıştı. Doğal göğüsleri hafifçe sallanıyor, yuvarlak poposu göz kırpıyordu. Cildi terle parıldarken, her dokunuşta derin bir nefes aldı; gerçekliğin acımasızlığı ve tutkusu yüzünden labirent gibi kasları arasında kayboluyordu. Yarağını kalçalarına sertçe dayayıp adımlarını hızlandırırken, Dani’nin amcığı yumuşak ama sıkıydı; içten içe kavruluyordu.
Gecenin sessizliğinde ayakları yere sağlam basıyordu; ayak tırnaklarının sertliğiyle zemine çarpan toynaklar gibi, o da kendini adamının sertliğine teslim etti. Kalçaları şiddetle ritme uydu, her kökleyişte daha da derine iniyordu. Sesi boğuklaşırken “Beni böyle çözüyor musun?” diye fısıldadı; cevabını yumuşak ama kesin bir dayamayla aldı. Onun içindeki sıcaklık arttıkça, yarak giderek daha hızlı döndü; amcığını sarmalayacak şekilde tam ihtiyacını veren basit ama yıkıcı bir folloştu.
Yaraktaki ani sertliklerle birlikte Dani’nin nefesi kesildi, içinden büyüyen arzu sinyalleri omuzlarına doğru yayıldı. Kendi bedenini tanıyor gibi yaptı; bacaklarını açtı ve daha da derine çekmeler için bekledi. Her kökleme onu biraz daha çıldırtıyor, amcığının kıvrımlarında yeni acılar ve hazlar yaratıyordu. Hareketler kuralsızdı; bastırmak yoktu artık çünkü sonunda tamamen teslim olmuştu.
Kalçalarındaki ritim hiç durmadı; göğüsleri hoplayıp dururken, sanki içinde yanıp tutuşan ateşi söndürmeye çalışıyordu adamın yarası. Kan ter içinde kaldı; gürültülü kükremelerinin olduğu yerde cümleler anlamsızdı artık. Sonunda en güçlü dayama geldiğinde Dani’nin bedeni çöktü masanın üzerine, nefesi düzensiz ve boğuk çıkarken amcığından köpükler taştı. O an gerçeklikten kopmuştu; adamın yarakıyla bütünleşmişti – katı, sıcak ve kontrolsüz… Creampie’nin tatlı iğnesiyle bitsin diye bekliyordu bu anı yıllarca.
O gece Dani’nin bedeninde bir fırtına koptu; kirli arzunun koynunda savruldu durdu saatlerce…