Marina Maya’nın karanlık odasında ışıklar kısılmış, tenler ter kokusuyla birbirine yapışmıştı. Siyah adamın iri, kaslı bedeni Marina’nın bembeyaz amcığına saplanmış, derin derin içine çekiyordu. O devasa yarağını yavaş yavaş, sert sert amcığına dayayıp ilk kez içeri akıyordu. Marina’nın dudakları açılmış, inlemeleri odanın dört bir yanına yayılıyordu. “Daha hızlı, sik beni!” diye çatallaşan sesinden belliydi ne kadar çıldırdığı. Adamın elleri Marina’nın kalçalarını kavramış, her itişte daha da hırçınca köklüyordu amını. Kaltak yerinde şiddetli hareketlerle sürtünürken, Marina sanki dizlerinin bağı çözülmüş gibi boylu boyunca yatağa seriliyordu. Siyahın kalın yarak başı sıkıca amcığına takılı kalmış, hızla gir-çık yapıyordu. “Aman be!” diye ağzından çıkan küfürler ardı ardına gelirken bedenindeki her sinir ucu uyanıyordu.
Artan tempo ile Marina bağırmaya başladı: “Sik şu amımı, bastır kökünü!” Siyah adam bu emri duymazdan gelmedi; tüm gücüyle itip çekiyor, gövdesini üstünde ritmik şekilde kaldırıp indiriyordu. Marina’nın ıslaklığı azar azar akarken sıcaklığını artırıyor, sümüklü yarak başı çevirip amının içine dalıyordu. Gecenin karanlığında yalnızca nefes alışverişleri ve çıtırtılar duyuluyordu; sanki dünya dursa da onların deli dolu sikişi durmayacaktı. Sonunda adam dayanamadı ve azgınca bastırdı; yarak derinlere inerken Marina yüksek volümde inlediği amcığından fırlayan sıvıları yatağa saçıyordu.
Bu kaba dayama devam ederken Marina’nın vücudu titriyordu; apış arası iyice gevşemişti artık devasa kara yaraktan kaçacak tek bir damla bile yoktu içinde saklı kalanlardan. İkisi de bitap düşene dek ara vermeden devam etti sikişe; sonunda ikisinin de bedenleri birkaç kat boşalmış gibiydi ama gözlerinde hala o yaban azgınlığı vardı. Marina erkek yarığın dibine kadar hissettiği o şiddetli orgazm dalgasıyla birlikte kendini tamamen bıraktı; siyah devin kökü onun içinde son kez attığında oda afallamış sessizliğe gömüldü. Tepeden tırnağa ıslandıktan sonra birbirlerinden kopmadan tekrar uzandılar, hıçkırıklarla karışık o yoğun tutkuyu solurken…