Jennifer, kendi odasının karanlığında yalnız başına, parmaklarını amcığının içine sıkıştırırken ağır nefesler alıyordu. Genç bedeninin her kıvrımı heyecanla titriyor, o saksoyu kendine yavaşça ama azgınca veriyordu. O an tam da zirvede olduğu sırada kapı aniden açıldı; Martin içeri girdiğinde onun hareketlerini gördü ve bir anda içindeki vahşeti kontrol edemedi. Gözleri Jennifer’ın ıslak ve şişmiş amcığını izlerken, hararetli nefesleri yükseldi. Hiç vakit kaybetmeden üzerine yürüdü, o masum folloşun yarak hayallerini paramparça etmeye niyetliydi.
Jennifer kaçacak delik arasa da Martin’in sert eli boynuna dolandı, onu sertçe yatağın kenarına itti. Hızlıca gömleğini çekip attıktan sonra, kızın sıcak ıslaklığına saldırdı; dilleriyle değnek gibi yarak ve pembe amcığı arasında gidip gelir oldu. Jennifer inleyerek adamın acımasız diliyle nasıl hırpandığını yaşadı. Bu sadece başlangıçtı; Martin’in o kocaman kökünü tadamadan rahat etmeyeceği belliydi. Kız çaresizce cama vuran yağmur sesleriyle yarışan çığlıklar atmaya başladı.
Martin, Jennifer’ın bacaklarını genişçe açıp sırtüstü yatırdıktan sonra hiç acımadan o kara yarakını kızın deli dolu çatlağına indirdi. İlk girişinde bile genç bedenin içinde yangın çıktı; sertlik ve acıyla karışık bir zevk dalgası hızla yayıldı. Kız daha fazla dayanamayıp sırıtarak yüksek sesle “Amına dayadım lan!” diye bağırdı; bunun üzerine adam daha da derin basmaya başladı. Her kökleme hareketi Jennifer’ın ruhunu yakıyor, bedenini yerlere seriyordu.
Saatler boyunca sürdürülen bu vahşi sevişmede Jennifer önce sertçe hem yumuşacık amcığını hem de vajinasını infilak ettiren köklemelerle delirtti kendini; ardından Martin kızın boğazına kadar sokup, ağzından köpürte köpürte boşaldı. Jennifer ne idüğü belirsiz ama sapıtmış bir halde bütün kemiklerinin arasından gelen iniltilerle adamın her damlasını içine çekti ve en sonunda yorgunluktan bitap düşüp yere yığıldılar. O gece genç tenin kirli arzuları Martin’in sertliğiyle yanıp kavrulduğu anılarıyla sonsuza kadar kazındı akıllara…