Küçük Taylandlı Candy, hem taze hem de yasakların en karanlık köşesini keşfetmeye hazırdı. Bembeyaz benekli teni terle kaplanmış, gıcır gıcır minicik bedeniyle yere uzanmıştı. Yumuşacık amcığını nazikçe açarken, ilk önce dudaklarından çıkan hafif inlemeler sessiz odanın havasını dolduruyordu. Amına dolan parmağını yavaşça içeri sokarken gözleri aralanıyor, merak ve acı karışımı bir hisle yüzünde kıvrılıyordu.
Fakat bu sadece başlangıçtı; başka bir adamın kalın yarak kafası onun dar amcığına yaklaştığında bedeninde elektrikler çaktı. O sertlik içinde ilerlerken Candy bedenini tamamen açmış, her gelen sert hareketle derin bir inletme salıyordu. Arkasına yaslanıp poposunu kaldırdığında adamın köklüğü onun içinde gidip gelirken sesler yükseliyordu: “Amcığım… daha sert… içine boşalt.” diye yalvarıyordu deli gibi.
Her itişte küçük vücudu sarsılıyor, amcıktan gelen neredeyse ağzına kadar hissettiği o baskıyla zihni uçuyordu. Ayaklarını omzuna dolayacak kadar açmışken adam da artık durmuyordu; dayanamadığı yerden üstüne çökmüş şekilde onu köklemeye devam ediyordu. O anlarda Candy’nin tüm dünyası tek dişi kalmış canavar gibi dayanan o kalınlığa teslim olmuştu; ince sesi çatlamış, nefesi kesilmişti ama sikişten kopamıyordu.
Son hamlede adam bütün gücüyle içine boşalırken Candy’nin vücudu titreyip köpürüyordu. Kendi amcığını tırmalayıp gelmeye çalışırken ağızdan çıkan hırıltılar dört duvar arasında yankılanıyordu: “Aaaam… daha fazla… çek şunu…” diye bağırıyordu, kendinden geçerek sakso vermeye devam ederken teni yapış yapışı terden parıldıyordu. O yasak anal zevk öyle bir doruğa çıkmıştı ki ikisi de soluksuz, taş kesilmiş halde kalakalmıştı; o an bedenleri sanki sonsuza dek birleşmiş gibiydi, dışarıda dünya yoktu artık sadece sapıtmak vardı.