Önce dudakları ısıran, nefesini kesen o taze heyecan vardı. Misty May, yumuşak teniyle adeta bir ateş topu gibi yanıyordu. Kirli saksoyu tek seferde içine çekip boğazına kadar indirirken, gözlerindeki açlık ve teslimiyet karışımı bakışlar sanki her an sövecekmiş gibi sertti ama boyun eğmişti. O ince bedenini sıkan ellerin gücüyle hafifçe titreyip, boğazından çıkan oglât seslerle adamın süzülen kalın yaraklarını emiyor, dilinin ucuyla sertleşmelerine nazikçe dokunuyordu.
Daha sonra arka odaya doğru sürüklenirken ayakları neredeyse yerden kesildi, sıcaklığını hissettiği amcık deliklerinin tam içine namlusunu sokacak o anı bekliyordu. Sıkıca kapattığı bacakları zorla açılırken, gıcırdayan sandalye yere sertçe vurdu ve kalın köklemelerle beraber içerisi inlemeye başladı. Ağzının arasından çıkardığı hırlar ve inlemeler birbirine karışırken, üstündeki elbiseyi parçalayıp bıraktılar; çıplak tenler birbirine sürtünüyor, ter içinde kalan ciltlerin kokusu havaya siniyordu.
Yarağını derinlere gömerken vücudunun her kıvrımında isyan eden kasların sesi duyuluyordu. Amcığının sıkılıp gevşemesiyle birlikte daha hızlı girip çıkıyor; onu daha çok acıtmak için öfkeli bir şekilde dayıyordu. Misty’nin mızmız nefesi kalın yaramla buluşuyor, sarkık kocaman meme uçlarından damlayan terler ritmik hareketlerle sallanıyordu. Ağzı dolu olmasına rağmen inatçı inleme ve homurtularıyla karşılık veriyordu bu vahşi şehvete.
Sonunda bastırılan arzular doruğa ulaştı; tüm bedeni kasılarak patladıktan sonra içindekini boşalttı adamı yavaşlatmadan tekrar boğazına indirdiği yarağıyla devam etti ta ki tükenene dek… İçten içe yanan amcığını hem yalayıp hem emerek ondan gelen son sıcaklığı içine çektiğinde kendinden geçmişti artık; tamamen esir düşmüş bu kirli oyunun içinde kaybolmuştu.