Naomi, siyah file çoraplarının içine hapsolmuş bembeyaz bacaklarını uzatmış, topuklu ayakkabılarının sivri ucuyla odaya hakimiyet kuruyordu. Gençlik ateşi gözlerinden fışkırırken, Keiran Lee’nin devasa yarak kokan eli dizine sertçe kondu. Göz göze geldiler; Naomi’nin utangaç ama hevesli bakışlarıyla, Keiran’ın acımasızca dominesini sunan gülümsemesi birbirine karıştı. Odanın havası aniden ağırlaştı, nefesler hızlandı; genç kızın teni terlemeye başladı.
Saksohane hemen başladı. Naomi’nin küçük ağzı genişledi, dudakları körük gibi aralandı. Keiran’ın kalın yarak ucunu derin derin yutuyordu; boğazına kadar sokuyor, neredeyse boğulacakmışçasına inliyordu. Her hareketinde boynundaki damarlar beliriyor, ses çıkarmamak için çabalıyordu ama salyalı kıyamet koptuğu belliydi. Topuklu ayakkabılarının sivri topukları yere sertçe vuruyor; Naomi’nin kendinden geçtiği her an daha da agresif bir sikişin habercisiydi.
Keiran hiç yumuşak davranmadı. Eliyle saçlarından yakalayıp başını aşağı yukarı çektiğinde Naomi ağız dolusu amcığını emmeye devam etti. Yalak yalak dilini gezdirip ısırıyor, sonunda tam köklüyor ardından şiddetle dayıyordu. Genç kızın yüzü kırmızıya dönmüş, gözleri kapanıyordu; nefesi kesiliyor ama vazgeçmiyordu. Boğazını yakmak pahasına bile olsa bütün yarak kaburgalarına kendi inmişti.
Sonunda Keiran duramayarak Naomi’nin boğazından çıkardı yarak ucunu ve sert bir hamleyle yatağa yatırdı onu. File çoraplı bacaklarını iki yana açtıktan sonra hiddetli bir şekilde içeri girdi. Derin ve vahşi sikiş başlamıştı artık; Naomi her dalgaya inleyerek karşılık veriyor, içindeki yaramazlığı kusuyordu ortalığa. Topuklu ayakkabılarının tıklamaları altında bedenleri birbirine karıştı; kimsenin umurunda değildi temiz ya da kirli olması. Kan ter içinde kalan Naomi son darbelerde kül olurken sesleri odaya yayılıyordu: “Amcığını söndüreceğim!” diye bağıran Keiran ile boğulmuş gülüşler içinde teslim olan folloşun hikayesi böylece tamamlandı…