Okulun sıkıcı sessizliği içinde, genç Asyalı folloş salladığı yarakla masanın altında gizlenmişti. Üzerindeki okul üniforması, masumiyet maskesinin arkasında yatan kıvrak bedenini sarıyor, o ince bacakları arasından sarkan parmakları, sertleşen amını kavrayıp duruyordu. Masanın altındaki karanlık köşede nefesi hızlanmış, yatak odasında asla bulamayacağı kadar yasak, çılgınca bir zevkin içine dalmıştı. Her hareketinde kalça kasları hafiften titriyor, amcığını daha derin çekişlerle ıslatıyordu.
Parmaklarıyla yarak yalayanın kayganlığını arttırdıkça, ağzından çıkan hafif hırıltılar sınıfın sıkıcılığını parçalıyordu. Bir an masanın bacağını elleriyle kavrayıp kendini daha da kaldırdı; kızarmış dudaklarını amının başına bastırıp sertçe emmeye başladı. Alt dudağıyla saksoyu sıktıkça, yalama sesleri odada yankılanır gibi oldu; her çekişinde içten gelen bir inleme boğazından çıktı. Yarağı sertleşip büyürken, elinin hızıyla orantılı olarak göğsü de kalkıp inmeye başladı, alnını masa kenarına dayamış, bütün dikkatini olaya vermişti.
Sert ve kesik kesik nefesler alırken, kendini tamamen kaybetmişti bu yasak oyunda. Masanın sessizliğinde kendi yalnızlığına bırakılan o sokak diliyle söyleyelim: “Kökleme zamanı” gelmişti artık. Elinin ritmi giderek hızlandı; adeta o küçük odadaki boşluğu deli gibi dolduruyor gibiydi. Dudaklarının arasında inleten saksoyla birleşen bu hızlı dayamalar bedeni sarsmaya başladığında son noktaya yaklaşmanın habercisiydi.
Birdenbire tüm vücudu kasıldı, omuzlarından başlayarak içten dışa yayılan gök gürültüsü gibi bir titreme sardı onu. Amcığı sıkıca yumrulan elleri arasında katmerli dalgalar halinde boşalmaya başladı; sıcak sıvısı pantolonuna akarken yüzünde hem utanç hem de sapık bir haz vardı. Nefesi düzensizce yükseliyor ama gözlerinin içindeki alev kesilmiyordu hâlâ; biraz sonra tekrar baştan başlamayı hayal edecek şekilde masanın altındaki bu kabus gibi cennet dalgasıyla patlamıştı sonunda!