Thomas Hyka ormanın derinliklerinde çıplak tenlerin birbirine sürtündüğü vahşi bir sikişe kendini bırakmıştı. Gökyüzüne açık, rüzgarın hafif esintisiyle titreyen yaprakların arasında, onun kalın yavaş yavaş amcığına dolanıyordu. Sert ve acımasızdı hareketleri; gövdesini kadının sırtına yaslayıp, tekmeler gibi vuruyordu içine. Kadın dizlerinin üzerine çökmüş, yüzünü yere gömerek sessizce inliyordu ama her çekişte bedeninde şimşekler çakıyordu. Thomas’ın kaba elleri saçlarını kavrayıp başını sertçe yukarı kaldırdığında, kadının alt dudağı titriyordu; gözlerinden saksoyu ne kadar istediği okunuyordu.
Bir an duraksamadan daha derin bastırdı içine. Yarağını amcığın dar deliğinde hissediyordu; tam anlamıyla köklenmişti. Kadının kıçındaki kaslar istemsizce kasılıyor, onu sıkı sıkıya tutuyordu ama bu onu daha da azdırıyordu. Kadın boğuk boğuk sesler çıkarıyor, her inleyişi odadaki havayı iyice ısıtıyordu. Thomas dişlerini sıkarak sertçe dayamaya devam etti, ara sıra kıça vurduğu her darbe bir tokat gibi yankılanıyordu.
Sonra o an geldi; hem Thomas hem kadın birlikte doruğa ulaşmanın eşiğindeydi. Kadının avret yerinden akan sıcak ıslaklıklar Thomas’ın yarağına bulaştı ve onu daha da delirtti. Artık geri dönüş yoktu; yarak kaslara bastırırken amcığını ince ince sürttü, kadını bağrına basarak yüksek sesle inletti. İkisi de neredeyse çıldıracak kadar birbirine bağımlıydı; yumuşak tenlerin kayma sesi ormanın sakinliğine meydan okuyordu.
Sonunda en öfkeli kökleme anında Thomas’ın bütün gücüyle amcığını soktuğu delikten fışkıran zevk dalgasıyla güçlü bir boşalma yaşadı. Kadının ılık içi onunla doldu, bedenleri ritmik olarak sarsıldı ve ikisi de ayakta duramayacak halde soluk soluğa kaldılar. O an sadece onlar vardı; açık havada, vahşi arzularla patlayan iki beden…