Kristall Rush, Lili Fox ve Ana birlikte kıvama gelmiş, çıplak bedenlerin birbirine sürtündüğü bir ortamdaydılar. Lili’nin ince beli, Ana’nın güçlü kollarının altında titriyordu. Gecenin karanlığında üçlü, aralarındaki gerilimi daha fazla ertelemeden açığa vurdu. Lili’nin dudakları Ana’nın boynuna yapışırken, Kristall’in eli boş durmuyordu; sertçe bastırdığı göğüs uçları kadının bedeninde küçük çığlıklar koparıyordu. Yarağını sıkı sıkıya kavrayan Ana ise hiç zaman kaybetmeden Lili’nin amcığını yalayıp emmeye başladı; dilinin altındaki sıcaklık ve ısırıklar kadınların arasında yükselen arzu ateşini körüklüyordu.
Ana’nın amcığı hemen hazır hale gelirken Kristall, Lili’nin kıskançlıkla dolu bakışlarını hissediyordu. Üçü de birbirlerini parçalayıp el ayak çekmeden sokuşturacaklardı o gece. İlk dalgada Kristall, Ana’nın dar amcığını sertçe kökledi; kadının nefesi kesiliyor, inleyişleri daha da kalınlaşıyordu. Lili ise boş durmuyordu, dizlerinin üzerindeyken elleriyle hem Ana’yı hem de Kristall’i aynı anda tahrik ediyor, saksoya yavaş yavaş hazırlıyordu. Parmaklarını acımasızca sokup çıkarıyor, kızgın nemini dağıttıktan sonra dişi amcığına ağzını dayadı; yutan adamlar gibi derinlemesine emiyor ve coştukça kendi içinde kayboluyordu.
Sikiş hareketleri sertleşip hızlanırken üç bedenin birleştiği alan adeta cennet bahçesine dönüşmüştü; terler, sesler ve acayip bir tutkuyla dolu nefes alışverişleri havayı iyice geriyordu. Kristall’in kaba köklemesiyle Ana yerinden sıçrıyor, Lili ise kendini fazla tutamayıp yüksek sesle inliyordu. Arkasını dönüp bacaklarını açtığında kırmızı yanaklarıyla gecenin en kirli sesi odada yankılanıyordu: “Daha derin… Sakin durma…” diye yalvarıyordu ikisine de. Onların acımasız dokunuşlarıyla amcıkları onun içinde hayvan gibi kıvranıyor, şehvetten çıldırmış bir kafes kuşu gibi çıkış arıyordu.
Finale doğru işler iyice kontrolden çıktı; üçü de sırt üstü yatarken kristal sertliğiyle tekme tekme götün kenarlarında dolaşıyorlardı. Ana’nın güçlü parmakları Lili’nin ısınmış kavisini kanatlanmalarına yardım ediyor, Kristall ise her inişte deli gibi saplıyordu. Sonunda hepsi aynı anda vuruldu; sesler öfkeyle boğuluyor, ter katmanı içine hapsoluyorlardı. O anki o yoğun patlama herkesin içindeki şeytanı uyandırmıştı: Kokenin dibine vurup amcıklarda bıraktıkları hazla yüzleri kızarmış ama gözleri korkusuzca parıldıyordu.