Odaya gizlice girdiğinde yüreği deli gibi çarpıyordu; eğer patronu Bill onu burada bulursa işini kaybedecekti, ama bir o kadar da içten içe heyecanlıydı. Bill Bailey, kocasının patronu, genç ve yakışıklı adam, kendini göstermekten çekinmiyordu. Kocası James evde yoktu ve Bill buna bayılıyordu; yıllardır görmediği böyle dolgun, kıvrımlı bir kadının karşısındaydı. Bridgette’in büyük göğüsleri ve kalçası gözlerinin önünde duruyordu. “Ben biraz vakit geçiririm,” dedi Bill sinsi bir gülümsemeyle. Kadın ise içinde patlayan arzuyu saklayamıyordu; yalnızdı, ıssızdı ve bu devasa yaramazlığa hazırdı.
Bill hemen kadının bedenine yapıştı, elleriyle kalçalarını kavradı, üstündeki ince sütyeni parmaklarıyla esnetip yavaşça göğüslerini ortaya çıkardı. Bridgette’nin nefesi kesilmişti; “Patronum tembel ve şişman,” diye fısıldadı, “Ama sen… sen çok daha iyisin.” Bill’in dili kadının göğüslerindeki sertliklerin arasından geçerken Bridgette yerinden sıçradı. Sanki yıllardır bekliyormuş gibi derin derin içine çektiği hava, arzusunu körüklüyordu.
Oturduğu yerde bacaklarını açınca Bill hemen dalga geçti; amcığına dilini sokup tatlı tatlı emmeye başladı. Kadın oracıkta eriyordu, “Daha derine! Daha!” diye inlemeye başladı. Bill’in sıcak nefesi amcığında gezindiğinde Bridgette dayanamadı, neredeyse bağıra bağlıyordu: “Allahım… Burası ne kadar dar!” Patronun kökünü içine hapsederken topukları yere bastı. Her sikme hareketinde amını çatlatıyor, yüksek sesle inletiyordu.
“Follos seni böyle zevk içinde görmek…” diyen Bill giderek hızlandı. Her an kocası evde çıksa da duyacak kadar fazla gürültü çıkarıyorlardı. Bridgette dudaklarından çıkan ahlarla kontrolden çıkmıştı; ağzını açıp altına alan adamın yarak ucuyla oynarken kendini kaybettiğini hissediyordu. “Patronum bana böyle davranmaz,” diye düşündü ama umursamıyordu artık.
Sonunda Bill hemencecik sıkmaya başladı; amcığını titretip karısını afallatırken bağırttı: “Seni sikiyorum, hepsini üstüne boşalacağım!” Kadın ısrarla istedi bunu: “Bana köpüğü kus!” İnleyerek kıvranırken devasa yükün yüzüne sıçmasından başka hiçbir şey istemiyordu artık. O gün orada sadece bir işçi değil, en pis arzularıyla oynayan kirli bir kadın olmuştu; patronuna teslim olup tüm ahlaksızlığını sergilemişti.