Sıcacık bir odada, üç beden yan yana kıvrılmış; Peta Jensen’in iri göğüsleri göz kamaştırıyor, Valentina Nappi’nin bronz teni adeta parıldıyordu. Üçü de yandı kavruluyordu: kehribar saçlar açıkta, kara saçlar ıslak ve dağınık, kaslı vücutlar terle kaplıydı. Levi Cash’in elleri Valentina’nın çıplak sırtını yoğururken, Keiran Lee Peta’nın kabarık göğüslerine sahip çıkıyordu; parmak uçlarıyla sıkıyor, yalayarak uyarıyordu o kocaman memeleri. Johnny Sins ise Danny D’nin keskin hatlarına ve atletik bacaklarına kilitlenmişti, dilini apış aralarına sokuyor, dişleriyle hafifçe ısırıyordu.
Valentina’nın amcığını Levi’m kafasıyla sağa sola çeviriyor; sesi “ahh” diye yükselirken, Peta’nın geniş avuçları Danny’nin kalçalarını eşliyordu. Kalça kıvrımları kabarmıştı, darcık tanga oradan oraya hareket ediyor, her hareketiyle içindeki sıcaklığı dışarı salıyordu. Ardından Keiran Lee aniden arka plandan dayadı kalçasını Peta’ya; kız tersine dönmüştü ve pervasızca kovalaşıyordu kocaman yaramaz yaraklarla o dar amcığı. Amının çevresinde inatla gezinen penisler nefesleri kesiyordu.
Johnny Sins’in dili Valentina’nın dudaklarını didiklerken arkadan Levi’sın köklüğü devreye girdi. Önce sürttü amcığın dudaklarında, sonra usulca girdi içeri; derin derin çekiyor, kemiklerine kadar sokuyordu o kalınca yarak ucunu. Valentina’nın “Aaaahh!” çığlıkları odada yankılanırken Peta da arkaya atılıp öne eğildi; büyük göğüslerini iki elle kavrayıp titrercesine sarkıttı. Keiran Lee hemen oraya koşup memelerini becerdi: biriyle sakso yapıyor, diğer eliyle sıkıyor; doymuyorlardı!
Sonra sıra geldi sert kökleme kısmına. Üçü de birbirlerine sarılıp avuç dolusu ter içinde kaldılar. Levi nin parmakları Valentina’nın karnından aşağı kayarken hızlandı. O sırada Johnny hızlı hızlı yayıldı; Peta’nın pürüzsüz sırtına vuruyor, gürültülü iniltiler yükseliyordu hep bir ağızdan. Yarağını orgazm sonrası gevşetip çekerken üçlü arasında yoğun bir elektrik vardı artık; bedenlerde patlamaya hazır volkan misali.
Ve sonunda herkes aynı anda çöktü: Sürtünmeler arttı, kemikler çatladı nerdeyse ama arzuları hiç azalmadı. Gözgöze geldiler; amlarında alevler yanıyordu hâlâ ama bu kez derinden gelen o tok doruk hissiyle birlikte… İnatla fırlattılar son hamleyi üst üste: Vaov! Boğazlardan çıkan boyu boyu haykırışlarla odayı doldurdular ve kan ter içinde yere yığıldılar; her biri şan şöhretle taçlanmış kral gibiydi o an!