Jessica, parkın sakin köşesinde yüzüne yayılan hafif bir utançla gözlerini yerden kaldırmadan bekliyordu. Rusyalı garson kimliğini bir kenara bırakmış, sokakların sert dokunuşlarına boyun eğmişti artık. Yanına sokulan adamın kaba el hareketleriyle başlayan yakınlaşma havada elektrik gibi geriliyordu; elleri amcığını yoklarcasına dolaşıyor, tenindeki sıcaklığı yükseltiyordu.
O an yakalanan göz temasıyla birlikte Jessica yutkunduktan sonra kendini tamamen teslim etti. Adamın kalın yarak başı amcığının miyavlayan deliğine sertçe dayandı ve ilk giren kökleme sesiyle birlikte Jessica kısa bir inilti patlattı. Parkta yankılanan bu sesler arasında aralarındaki gerilim katmerleniyordu; adamın eli vahşice göğüslerine bastırıyor, parmakları niplere inatla basıyordu. Kadının titrek nefesleri arasında geçen hızlı sikişle beraber amcığının ıslaklığı artıyor, her itişte daha da derinlere iniyordu.
Yarak giderek ritmini hızlandırınca Jessica’nın sesi keskinleşmeye başladı; “Aaaam” diye iniltiyi boğarken adam sırtından tutup onu kendine doğru daha da çekti. Amcık dudakları yarak başını sımsıkı kavrarken adamın bele yaptığı sert dayama tüm gücünü yansıtıyordu. Yüzünde ağır bir haz ve acı karışımı vardı; bu sefer kendi başına değil, parkta herkesin ortasında rezil olmanın verdiği elektrikle çırpınıyordu.
Köklemenin hızı zirve yapınca Jessica’nın ağzından çıkan boğuk ahlar ve gülüşmeler karıştı birbirine. Adam art arda sert inlemelerle amcığını iyice derinlere sapladı; her çıkışında kadının titremesi ve boynundaki damarların belirginleşmesi ikisinin de sınırlarını zorluyordu. Sonunda adam avuçlarını kadının saçlarına geçirdi, yüzünü tam yanağına bastırdı ve büyük boşalmasını yaparken “Seni böyle pis halde seviyorum” diye hırladı.
Jessica dizlerinin üstüne çökerken hala amcığı yarakta hissettiği yanma ve dolgunluğun içinde kıvranıyordu. O an parkta yaşanan bu vahşi sikişin tüm kirli hazları bedenlerine işlemişti; çıkardıkları sesler geceye karışırken hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.