Ayşegül, son tablosunu birkaç milyon dolara satın aldığından beri kendini hiç bu kadar yalnız hissetmemişti. Parlak altınlar ve göz kamaştırıcı mavilerle bezeli eseriyle gurur duyan Ayşegül, sanat galerisinden çıktığında, zengin ama ilgisiz kocası Emrah’ın onu almayı unuttuğunu fark etti. Bu umutsuzlukla, şehrin tozlu sokaklarında rastgele durduğu taksinin arka koltuğuna oturdu. Şoför, genç ve yakışıklı Murat, ona gideceği yere kadar eşlik edecekti. Murat’a adresi verirken Ayşegül, alışılmadık şekilde heyecanlıydı; belki de bu yeni tanıştığı yabancının varlığı ona iyi gelecek diye düşündü. Murat’ın sıcak bakışları aralarında anında bir çekim yaratmıştı. Ayşegül, hayatındaki eksikliği telafi edecek bir macera arayışında olduğunu hissediyordu. Yolculuk sırasında Ayşegül, Murat’a kocası Emrah’dan bahsetti; onun nasıl her şeyi parayla çözmeye çalıştığını ama asla kendisine zaman ayırmadığını anlattı. Murat dinlerken, kadının yalnızlığına ve cesaretine hayran kalmamak elde değildi. Aracın içindeki hava gitgide daha da elektrikleniyordu. Araba bir anda sarsılınca Ayşegül, endişeyle “Daha dikkatli sür lütfen,” dedi. “Kaza yaparsan ikimizin de başı belaya girer.” Ancak bu gergin anı bile iki yabancının arasındaki çekimi engelleyemiyordu. Ayşegül’ün gözleri iyice cesaret kazandıkça Murat’a daha yakın oturdu. “Eğer sen istersen,” dedi Ayşegül alçak bir sesle, “belki seni daha mutlu edebilirim.” Bu sözler üzerine Murat derin bir nefes aldı ve yol kenarına çekti taksiyi; güvenli ve sessiz bir köşe bulmuştu. İkisinin de nefesi kesilmişti artık. Ayşegül ince parmaklarını Murat’ın ensesine doladı ve adamın dudaklarına yumuşak bir öpücük kondurdu. O andan itibaren her şey çok hızlı gelişti: Arka koltukta başlayan tutkulu öpücükler, giderek daha da hevesli dokunuşlara dönüştü. Murat nazikçe ama kararlı bir şekilde Ayşegül’ün bedenine dokunarak ona adeta yeniden hayat veriyor gibiydi. Yavağan başlayan hareketler zamanla yerini daha istekli ve kontrolsüz bir arzuya bıraktı. Her dokunuşta Ayşegül kendini daha özgür hissediyor, her öpücük ise ona uzun süredir kaybettiği tutkuyu geri getiriyordu. Artık ikisi için zaman ve mekan önemsizdi; yaşanan her an sadece birbirlerine olan aşılmaz istekleri ile doluydu. Aysegul en sonunda içinde ukde olarak kalan o büyük açlığı dindirmiş oldu — doyumsuzca ve sonsuzca emrine amade bu cazibeli taksi şoförünün koynunda… Murat ise nihayet taksiyi dikiz aynasından gördüğü üzere bohem ruhlu bu sarışın güzel tarafından cezbolmuştur ki kabına sığmaz oldu; seyahati bitirdiğinde ise adeta başka bir insan olmuştur — hem ruhen hem fiziken tazelendiği müthiş serüveninin izlerini üzerinde taşıyarak… Aysegul sonra hiç konuşmadan pantolonunu düzeltip cüzdanından kağıtları çıkartarak genç adamın avucuna bıraktı: Her ne kadar parasal değeri olmasa da bu kağıtlar iki yabancının paylaştığı unutulmaz deneyimin simgesel kanitlarıydilar… Ve bilinmezlik içinde yeniden kayboluşlarıyla macera sona erdi…