Courtney Taylor, masanın kenarında dururken gözleri tamamen sızlanmaya açılmıştı. Sarışın, büyük göğüsleriyle ve kıvrımlı kabarık poposuyla Keiran Lee’nin kocaman yarağına bakıp içten içe yanıyordu. O anın gerilimi havada asılı duruyordu; nefesler kesiliyor, tenler birbirini arıyordu. Keiran’ın parmakları hafifçe Courtney’nin ince beline dokunup onu kendine doğru çekiyordu, bu dokunuş bile içinde fırtınalar kopartıyordu.
Courtney dizlerinin üzerine çöküp kocaman kara yarığın ucunu elinde tutmaya başladı. Parmağının hareketi sert ve kararlıydı, Keiran’ın amını saran eli canavar gibi sıkıyor, her iniltisini daha da derinleştiriyordu. Ağzını açıp yumuşak dudaklarıyla baş kısmına değdirirken, dilini gezdiriyor, amcığını yalayıp emiyordu. Her saniye biraz daha fazla içine çekiyor; ağız içindeki sıcaklıkla birlikte yalağın sertleşip kalınlaşmasına neden oluyordu.
Ardından kameraya doğrudan bakarak büyük yarığın dibini yalamaya başladı; dişi ısırıkları ve tahrik edici nefesiyle adeta Keiran’ı deli ediyordu. Ellerini kalçasından aşağı indirip sıkıca kavradığında, gitgide hızlanan folloş hareketleriyle damarlarını şişiriyordu. Keiran yerinde kıvranıyor, “ah” larla boynunu geriye atıyor, Courtney’in ağzındaki sıcaklığa teslim oluyordu. Yavaşça ayağa kalktıktan sonra sarışının beli üzerinden kavrayıp poposuna dayandı; iki kalça arasındaki o küçük boşluğu sımsıkı kapatırken içine azıcık girmeyi denedi.
Courtney izin verdi ve yumuşak amcığını içine aldı. İkisi de anında patlamanın eşiğine getirildi; sert kökleme başladı. Keiran kaba kuvvetle saksonu içine bastırırken Courtney hırıltılarla karşılık veriyordu. “Daha hızlısını yap,” diye bağırdı adam, sesinde korkusuz bir acizlik vardı; kadın ise “Saksoyu bırakmam,” diyerek keskin bir inlemeyle karşılık verdi. Birbirinin bedenine saplanmış halde artık sınırlar yoktu.
Sonunda o ani çimdikleyişle birlikte sokaktan geçenlerin bile duyacağı şekilde yüksek bir inleme patladı Courtney’den; beraberinde Keiran’ın dışarı fırlayan beyaz sıvısı yere damlıyordu. İki yorgun bedenin üstünde ağır ağır çöken sessizlikte tek kalan şey ışıltılı terleri ve aşklarının izleriydi.