Kate Dee, altın sarısı saçları omuzlarına dökülmüş, iri göğüsleri ve devasa poposuyla odanın ortasında durmuş, çılgınca bir geceye hazırlanıyordu. Kara vücutlu Jay Bangher’ın kocaman kara yaraklığı, odanın loş ışığında parıldıyor; gözünü dikmişti Kate’in kalçasına. Yağlı tenlerinin birbirine sürtünmesiyle başlayan o an, nefeslerin hızlandığı, hâkimiyetin tamamen kaybolduğu bir cehennem ateşine dönüştü. Kate’in arka deliği Jay’in kalın kara simidini bekliyordu ve o da boş durmadı; eliyle cildini sıvazlarken, poposuna yamuldu hemen.
İlk kökleme sertti, içeri dolduğunda sanki yer yerinden oynuyordu. Kate dişlerini sıktı, ama bu acıdan çok haz veriyordu; Jay her gidişinde kalçayı cadde gibi açıyor, amcığını iyice genişletiyordu. Sarışının iri göğüsleri hopluyor, yağlar parlayıp ışıltıyla karışıyor; Jay’in siyah yaraklığı amcığını dibine kadar doldurdukça sesler yükseliyordu. Her sikmede Kate’in çırpınan bedeni daha da teslim oluyor; amcığını sımsıkı kavrayan elleri hiç gevşemiyordu.
Arka kapıdan gelen o kaba kökleme azgınlığı büyüdükçe büyüdü. Jay delirmişçesine vuruyor, amını yokluyor; Kate ise inleyerek kendini kaptırıyordu o hırçın dalgalara. Göğüsleri sallanıyor, yüzünde kırmızı çizgiler beliriyor ama oradan çekilmeyi aklının ucundan bile geçirmiyordu. Yavaş yavaş tempo arttı; artık sadece sikmek değil inletmekti mesele—her iniyimde aşağıdaki yağlı tenler birbirine sürtünüp çıldırıyordu.
Sonunda doruğa vardılar: Kate bütün gücüyle yerde kıvranırken boynunu gerdi ve ince sesiyle yüksekçe bir inilti kopardı. Jay son köklemeyi vurduğunda hem kendi hem Kate’in bedeninden heyecan fışkırdı; ipeğin üstündeki terler birleşip damlıyor, ayakları titriyordu. O muazzam kara yarak unutulmaz bir iz bıraktı orada; Kate Dee’nin büyük kıvrımları arasında esir olmuştu adeta…