Trisha, genç ve her gün sikişin dibine vuran bir folloş olarak Shane’in elinde iyice açılmıştı. Odamızın loş ışığında, Trisha’nın parlak gözleri beni yalvarır gibi süzüyordu. Yumuşak dudakları aralanıp derin nefesler alırken, o küçük amcığını nasıl da açtığını izliyordum. Ellerimle saçlarını sıyırdım, boynunu elimle kavrayıp hızlıca aşağı çektim; diliyle emdiği devasa yarağımı boğazına kadar aldı. Göğüslerine bastıran parmaklarımın arasında hırlayan nefesi, ağız içindeki silikona karışıyordu; an be an ıslanıyor, daha derin kökleme için hazır hale geliyordu.
Kafasını yukarı kaldırmadan, amını sanki hayatında en çok istediği şeymiş gibi emmeye devam etti. Ağzındaki helli yarak daha da sertleşirken ağzını genişçe açtı ve sakso yaparken yutkunurken bile göğsü titriyordu. Arada başını kaldırıp bana bakıyor, gözlerindeki o kirli arzuyla yaramazlığına onay istiyordu. Kafasını hafifçe sağa sola sallayıp amıma geçişini hızlandırdı; dillerimizi birbirine sürterken ben de onun sırtından sıkıca tuttum ve bodrum katındaki rutubetli odaya sesimizi doldurdum.
Sonra onu yatağa yatırdım; ellerimle bacaklarını ayırırken o azgın amcığının içine birden hızla indim. Amını benim sertlik dolu dalgalarıma bırakırken yüzündeki ifade değişti: acıdan çok haz arasındaki o ince çizgide kayboldu. Sikişi artırdım; bedenimizin her kıvrımı birbirine çarparken treni kaçırmamak için hızımı kesmedim. Boğazına kadar indirdiğim yaramaz yarağımdan sonra onu sertçe itip dizlerinin üstüne çöktürdüm. Çıplak tenimiz birbirine sürtünürken Trisha’nın amından çıkan inlemeler tüm geceyi sarmaladı.
Nihayet yaram dolup taştı, beynimi patlatacak kadar bastırsam da ona damlayan sıcak beyazlık ağzına doğru kaydı. Hemen yüzüne çevirdim kafasını ve boşaltmaya başladığım yaramı boynuna, göğsüne boca ettim. Trisha hiçbir direnç göstermeden sıvıyı yalayarak emdi; sonra tekrar beni emmeye koyuldu, bu kirli oyunun usta oyuncusu gibi… Biz orada saatlerce sürdük bu deli ritmi, hem beden hem ruh yanık yanık kalmıştı…