Üvey anne, evin sessizliğini bozan nefesleriyle odaya hakimdi. Oğlunun en yakın arkadaşını karşısında, gözlerinde hırslı bir parıltıyla bekletiyordu. İlk adımı attığında aralarındaki gerilim tüm vücutlarına yayıldı; bakışları, dokunuşları yavaş yavaş alevlenmeye başladı. Genç adamın terleyen avuçları kadının sert kalçasını kavradığında, ikisi de kontrolü kaybetmeye çok yakındı.
Önce yavaşça ilerledi saksoya, dudaklarıyla amcığını yalarken bütün vücudu titriyordu kadın; içindeki bastırılmış arzular patlamaya hazırdı. Genç adamın sertliği hızla büyürken, üvey annenin diliyle yaptığı hareketler onu delirtiyordu. Gözlerini kapattığında yalnızca yarak ve amcık arasındaki sıcaklığı hissediyor, her sakso hareketinde bedeninin derinliklerinde kıvranıyordu.
Sonra aniden doğruldu, elini genç adamın ensesine geçirdi ve onu kendine doğru çekti; dudaklarını tutup acımasızca öpüştüler. Dilin sert oyununa kendilerini kaptırırken elleri giydikleri kıyafetlerin altını keşfe başladı. Kadının tırnakları omuzlarında iz bırakıyor, nefesi boğulacak kadar kesiliyordu ama vazgeçmeye niyeti yoktu.
Hızla yatağa atıldılar; genç adam sırtüstü uzanırken kadın üzerine oturdu ve köklemeye başladı. İnatçı ve hızlıydı; her inleyişte sanki dünyayı yerinden oynatıyordu amcığını onun içinde. Ayaklarını kalçalarına doladı, göğüsleri sallanıyor ve yüzündeki tatminsiz ifade daha da keskinleşiyordu. Delicesine köklenirken çıkardığı sesler evin dört bir yanına yankılanıyor; aşktan çok savaş gibiydi bu ilişki.
Finalde doruğa ulaşan istekle birlikte üvey anne boynunu ısırıp “Daha fazlasını istiyorum” diye fısıldadı gözü yaşlı genç adama. Hızını iyice artırdı, engel tanımadan amcığını dibine kadar soktuğu her seferde hem bedenini hem ruhunu parçaladı. Sonunda ikisi de aynı anda boşaldılar; yoğun bir nem ve tutku seli yayılırken oda sessizliğe büründü ama onların aklından hala birbirlerinin tadı hiç gitmeyecekti.