Öncelikle odaya hakim olan yoğun gerilim havayı iyice ısıtmıştı. Üvey anne, vücudunu sırılsıklam edecek kadar terlemişti; hırslı bakışlarıyla adeta içinde patlamak zorunda kalan o saksoyu davet ediyordu. Genç delikanlı terli elleriyle onun beleğinden tutup sertçe çekti, dudaklarındaki isteği ve açlığı hissedebiliyordun. Kadının gözlerindeki o şehvetli parıltı, tüm mahremini ortaya sererek her bir kıvrımını gözler önüne sermişti. Dudağına yapışan salyalar, yumuşacık amcığını her an içine alacak olan hayvani arzunun işaretleriydi.
Sertçe eteğini kaldırdı genç adam, çıplak cildiyle parmak uçları buluştuğu anda kadının solgun teni daha da kızardı. Her dokunuşu bir işaret gibiydi; “Hazırım” diyordu beden diliyle. Amcığını parmaklarıyla yoğururken arkasından kollarıyla sardı onu ve sırtına dayadı tüm ağırlığını. Yarağın her inip kalkışıyla üvey annenin nefesi kesiliyordu; amcığı kuytusuna indirip üstüne basarken çıkardığı sesler arasında nefes alış verişi hızlanıyordu. Sanki içindeki ölüm kalım savaşıydı bu.
Kadının bacaklarını omzuna atmasıyla sahne daha da kızıştı. Genç delikanlı sertçe sokmaya başladı, her kökleyişinde kadının amcığı alabildiğine genişliyordu. Derin derin aldığı kokusu burnunu yaktıkça daha da azdı sabrı, boynunu ısırıp iğdiş edercesine inletirken onu hırpalıyordu adeta. Öfkeyle bastı kökünü son kez; kadın çığlıklarını boğazına tıkayıp sessizleşti ama bedeninin titremesi bu vahşi sikişin en net kanıtıydı.
İkisi de durmadı; kurdukları ateşi söndürmek yerine körüklediler. Sonunda genç adamın ağzından çıkan ham sesi duyuldu: “Senin amını öyle sikicem ki…”. Ardından yaşadıkları doruk noktaya varınca bütün güçlerini boşalttılar peş peşe, birbirlerine saplandılar, esir oldular zevklerine… Odaya yayılan ağır ter kokusu ve fısıltılar arasında bu yasak birliktelik bambaşka bir çıldırmışlıkla devam etti ta ki sabaha karşı çılgınca süren dayanılmaz sikiş…